 |
Menü |
| |
|
Arama | | |
|
|  |
Konuşmaları: Bir İdeoloji Olarak İstiklâl Marşı |
Böyle bir toplantının yapılmaması gerekiyordu. İki sebepten ötürü: Birincisi; ben bu kelimenin (ideoloji) “ideoloji” olarak telaffuz edilmesini doğru bulmuyorum. Yani “biz Fransızca’dan aktardığımız bu telaffuz biçimini, bir telaffuz biçimini terk etmeliyiz” fikrine sahibim. Bu fikrin babası ben değilim. Almanya’da tahsilini ikmal etmiş olan Takiyeddin Mengüşoğlu, (felsefi antropolog) tarafından yapılmış bir tekliftir bu. Bu zatın kitapları yıllarca teklif ettiği imlâ ile basıldı. Fakat sonra onun kitaplarını basan Remzi Kitabevi, nedense adam öldükten sonra yazılışları değiştirdi. Şimdi artık onun kitaplarında da böyle yazıyorlar: ideoloji. İdeoloji dememeliyiz. Ne demeliyiz? İdeologi.
Bu tercih Almancada böyle söylendiği için yapılmış bir tercih değil. Gerçi Almanlar biyoloji demezler; biyologi derler. Biz Türkler ise bu kabil ifadelerin aslına uygunluğunu dikkate almaksızın; işin başında, Avrupalılaşmamızın Fransızca yoluyla olması sebebiyle Fransızların telaffuzunu kendimize yapıştırmışız ve şimdi bu bize çok tabii, çok yerinde görünüyor. Türkiye’de birçok şey buna paralel bir şekilde yanlış yapılıyor. Bunların düzeltilmesi ve doğru yola sokulması için hiçbir gayret yok. Türkiye’de yanlışların müdafaasıyla tüketilen hayatlar var. Halbuki biz, eğer bu Avrupai ifadeleri kullanacaksak kendi anlayışımızın gereği olarak, kendimize mahsus bir dünyanın parçası olarak kullanmalıyız.
|  | | | (484 okuma) 17.07.2008 Saat: 16:30 (Devamı... | Konuşmaları) |
| | |
Seçme Yazılar: Hisseli Uydulaşma Cürümü Kumpanyası |
Dolmuş Türkiye’de icat edildi. Bu yüzden niçin dolmuşa bindirilmeye, dolduruşa
getirilmeye, dünyanın başka yerindeki insanların değil de bilhassa Türkiye’de
yaşayan insanların müsait olduklarına hayret etmiyoruz. Etmeyelim. Dolmuşa
bindirmeyi bilenlerin dolmuşa binmeyi bilecekleri gayet tabiî. Bir toplumun en
zayıf yeri neresiyse, orası aynı zamanda o toplumun en kuvvetli yeridir. Şöyle
söylemek de mümkün: Bir toplum hangi niteliklerinden dolayı acze düşüyorsa aynı
nitelikler o topluma galibiyet sağlayan gücün de kaynağıdır. Türkiye hayatına
efsaneleriyle şekil veren bir toplumu içinde barındırıyor. İlk bakışta belki
tuhaf görünüyor; ama doğrusu şu ki biz, gerçeğin gerçekliğini ancak
efsaneleştiği zaman algılayabilen bir toplumuz. Son üç yüz asır boyunca
paçamızı, mahvedici efsanelere kaptırdığımız için güle oynaya kendi
mahvoluşumuza giden yolda ilerlediğimiz, üstelik hayli mesafe de kat ettiğimiz
vâki. Beri yandan, ülke olarak, ülkenin insanları olarak ihyâ olduğumuz dönemler
olduysa bu dönemler ihyâ edici efsanelerin hayatımızı yönlendirdiği dönemlerdir.
Efsaneler bizi besleyip gürbüzleştirebildiği gibi bizim zehirlenip tahtalı köyü
boylamamıza da sebep olabilir.
|  | | | (588 okuma) 01.07.2008 Saat: 10:16 (Devamı... | Seçme Yazılar) |
| | |
Söyleşileri: Yaptıklarım Farz-ı Kifaye |
Şair ve düşünce insanı İsmet Özel, verdiği mücadele için ‘farz-ı kifaye’yi
yerine getirdiğini söyleyerek, “Benim yaptıklarımı bir başkası yapacak olsa
memnuniyetle başka şeylerle uğraşırım” diyor. ‘Toparlanın Gitmiyoruz’ dedi son
kitabında. İstiklal Marşı Derneği’ni kurarak tüm Türkiye’yi baştanbaşa dolaşmaya
başladı. Gerçekten de gitmemeye kararlı. Çünkü yaptıklarının ‘farzı kifaye’
olduğunu düşünüyor İsmet Özel. “Benim yaptıklarımı bir başkası yapacak olsa
memnuniyetle başka şeylerle uğraşırım” diyerek yaptıklarını bayıla bayıla
yapmadığı mesajını da veriyor. Yaptıklarını, yapılmasının zaruri olduğu
inancıyla sürdürüyor mücadelesini İsmet Özel. Bu amaçla İstiklal Marşı Derneği
Konya Şubesi’nin açılışı için geldiği Konya’da bize de zaman ayırdı. Bazılarının
şiirlerini anlamakta güçlük çektiği, Jurgen Habermas’ın onun için ‘Türk
milletinin anlayabileceği biri değil’ dediği İsmet Özel ile söyleşimizde hem onu
anlamak hem de onun gözünden yansıyan Türkiye tablosunu okurlara aktarmak
istedik. Keyifli ve bir o kadar da hareketli geçen söyleşinin İsmet Özel’in daha
iyi anlatacağı düşüncesiyle…
|  | | | (1125 okuma) 12.06.2008 Saat: 09:23 (Devamı... | Söyleşileri) |
| | |
Söyleşileri: Valery Önce Taharet Almayı Öğrensin |
Şair-Yazar İsmet Özel ile İstiklal Marşı Derneğinin Konya Şubesinin açılışına
geldiği sırada bir söyleşi gerçekleştirdik. Aslında sorulacak sorumuz çoktu.
Ancak geliş amacına yönelik olarak daha çok İstiklal Marşı Derneği ve bu
çerçevede yapmayı düşündükleri ve yapacakları konusunda bir söyleşi olmasını
istedik. İstiklal Marşı derneğinin amacından kapitalizmin “içimize girdiği” bir
dönemde bundan çıkışın nasıl mümkün olduğuna, eğitimden Mevlana Celaleddin-i
Rumi hakkındaki düşüncelerine –ki bu bir ilk olarak da kayda geçirilebilir- ufuk
açıcı bir söyleşiydi.
Ümit Savaş: Cuma Mektupları’na “Bir siperden söz ediyorum” diyerek
başlamıştınız. İstiklâl Marşı Derneği bir siper mi? Veya oradaki şey de bu
olabilir mi? Bir de şunu eklemek istiyorum. Biliyoruz ki siz “paylaşılmayan
hakikat tecessüm etmez” dediniz yıllarca. Dernek böyle bir paylaşımın tecessüm
etmesi için mi kuruldu? Veya İsmet Özel okurları bu derneğin doğal üyesi mi?
Gibi birkaç kompleks soru.
|  | | | (1270 okuma) 07.06.2008 Saat: 14:39 (Devamı... | Söyleşileri) |
| | |
Konuşmaları: İstiklâle İlave Olmak Veyahut İstiklâli İlave Etmek |
Merhabalar,
Salonda gördüğüm manzara, ağırlıklı olarak genç insanların mevcudiyeti ve yine
cins-i lâtifin mevcudiyetinin ağırlığı. Konumuz biraz önce konuşmayı takdim eden
İstiklâl Marşı Derneği Konya Şube Başkanı’nın belirttiği gibi İstiklâle İlâve
Olmak Veyahut İstiklâli İlave Etmek. Bir İstiklâldir gidiyor. İstiklâl
kelimesinde ısrar ediyoruz. İstiklâl Marşı çok şükür adını tasalluttan korumuş
bir marş. Yani hiç kimse İstiklâl Marşı yerine “Bağımsızlık Marşı” veya
“Kurtuluş Marşı” demiyor, diyemiyor. Oysa İstiklâl Harbimiz tasalluta
uğramıştır. İstiklâl Harbimize musallat olanlar onu “Kurtuluş Savaşı” veyahut
“Bağımsızlık Savaşı” biçiminde tesmiye ederek biçimsizleştirmeye çalışıyorlar.
|  | | | (1104 okuma) 31.05.2008 Saat: 13:03 (Devamı... | Konuşmaları) |
| | |
Konuşmaları: Türk Tarihin Neresinde? |
Merhabalar,
“Türk Tarihin Neresinde?” Konuşmamızın başlığını böyle tespit ettik. Bunu, bu
sorunun cevabını merak ettiğiniz için mi buraya geldiniz, bilmiyorum. Hiç
sanmıyorum. Yani, kafanızda acaba “Türk tarihin neresinde?” diye bir soru
belirdi mi? Böyle bir sorunun ömrüm içinde benim zihnimde belirmesi için bile
çok zaman geçti. Eğer siz kendinizi Türk kabul ediyorsanız, tarihin neresinde
olduğunuzu kendi kendinize biliyorsunuzdur, diye düşündüm; ama eğer kendinizi
Türk saymıyorsanız omuz silkip “Bana ne! Türk tarihin neresinde olursa olsun!”
diyebilirsiniz. Dikkat gerekir ki, adı Türkiye Cumhuriyeti olan bir devletin
tebaasıyız ve bu toprakların Türkiye olarak adlandırılması vakıasını inkâr
edenin alnını karışlarım. “Türkiye” Türkçe bir kelime değil esas itibariyle.
“Türk” Türkçe bir kelime mi? Evet, o öyledir. “Türk”, Türkçe bir kelimedir.
Türk’ün yükselttiği bir kelimedir. “Şu anda acaba neredeyim?” diye kendinize
sorduysanız, Türk olup olmadığınıza bakarak Türk’ün de tarihin neresinde
bulunduğunu, belki kestirebilirsiniz.
|  | | | (1056 okuma) 21.05.2008 Saat: 09:37 (Devamı... | Konuşmaları) |
| | |
Multimedia: İsmet Özel Konuşmaları: Tenha Ada-4 | Konu: Dil
SkyTürk televizyonunda yayınlanan "Tenha Ada" isimli programın kayıtları.
(4 Ağustos 2007)
|  | | | (368 okuma) 21.05.2008 Saat: 09:23 (Devamı... | Multimedia) |
| | |
Multimedia: İsmet Özel Konuşmaları: Tenha Ada-2 | Konu: Siyaset
SkyTürk televizyonunda yayınlanan "Tenha Ada" isimli programın kayıtları. (21 Temmuz 2007)
|  | | | (454 okuma) 07.05.2008 Saat: 14:38 (Devamı... | Multimedia) |
| | |
Söyleşileri: İsmet Özel: Ateist Türk olmaz |

Türk olduğumuz neremizden belli? Şair-yazar İsmet Özel’e göre sorunun cevabı
net: “Kafirle çatışmayı göze almaktan.” Uzlaşmayı kabul eden Türklüğü reddediyor
ve Müslüman olmayan Türk de olamıyor
“Yaşamayı bileydim yazar mıydım hiç şiir?
Yaşamayabileydim yazar mıydım hiç şiir?
-Yaşama!
-Ya bileydim?
Yazar: Mıydım
Hiç: Şiir.”
|  | | | (2636 okuma) 21.04.2008 Saat: 03:17 (Devamı... | Söyleşileri) |
| | |
Gazete Yazıları: Kimin İşleri Yolunda? |
Türkiye'de belli bir siyasi eğilim taşıyıp da işlerini bir türlü yoluna
koyamamış herhangi bir kesim yok. Yeni asrın başında sağcısı, solcusu,
ortacısı, kenarcısı hepsi işini yoluna koydu. Yarım asırlık çalkalanmadan sonra
herkesin işi tıpkı Cumhuriyet ilan edildiği günlerdeki gibi artık yolunda.
Ancak hesaba katılır sayıda insan var ki onlar memnuniyetsiz. Onların işi
yolunda değil mi? Elbette, onların da işi yolunda; sadece onlar işler yoluna
girince kendi pozisyonlarının şimdikinden daha farklı olacağını hayal
etmişlerdi. Ya kasalarındaki miktar, yahut oturdukları sandalye şimdiki gibi
olmamalıydı. Çıkmadık canda ümit var. Memnuniyetsizler bile nasıl olmuşsa olmuş
da bundan böyle yoluna girmiş bulunan işlerin onlara yeni pozisyonlar
ayarlayabileceği beklentisini henüz terk etmemişlerdir.
|  | | | (1421 okuma) 21.03.2008 Saat: 17:42 (Devamı... | Gazete Yazıları) |
| | |
Gazete Yazıları: Cumhuriyetin Demokrat Çocuğu |
Çetecilerin, komitacıların gayri nizamî direnişleriyle başlayıp, İttihat ve
Terakki artıklarının filizlendirdiği bir gelişme gösterdikten sonra, emirleri
Ankara'dan alan düzenli ordunun girişimiyle yürütülen İstiklâl Harbimiz sosyal
karakteri itibariyle Anadolu ve Rumeli eşraf ve mütegalibesinin desteğiyle
başarıya ulaşmış bir hareket miydi? Yoksa asıl destek tebaa olmaktan başka
dayanak bilmeyen mülksüzleştirilmiş halk tabakalarından mı sağlanmıştı?
Lozan'dan sonraki düzenlemeler yorgun ve yıpranmış Türkiye'nin Hilâfeti ve
Saltanatı devreden çıkarmış bir Osmanlı despotizmini yansıtacak bir yapıya
kavuşmasını isteyenlerin eseri miydi? Yoksa yeni ve dinç bir devlet kurmaya
doğru gözü pek başlangıcın sekiz yüz elli yıl sonra bir kez daha ikrarına mı
şahit olunuyordu? Vakıalar yukarıdaki bütün sorulara gönlümüzün çektiği gibi
cevap vermemize yetecek kadar çok, günümüz Türkiye'sinde yapacağımız başlangıca
canımızın istediği basamağı temin edecek ölçüde çeşitlidir.
|  | | | (1268 okuma) 21.03.2008 Saat: 17:41 (Devamı... | Gazete Yazıları) |
| | |
|  |